22 Kasım 2014 Cumartesi

Bir şeyler


“Benim kolumu kanadımı kırma n’olursun.”

“Ölmeden mezara koma beni.”
"Tutunamadım."

Eskiden bu tür sözlerin anlamını pek hissetmezdim. Yani güzel, anlamlı sözler olduğunu bilirdim, bilirdim ama hissederek anlamazdım. Açıkçası biraz da komik gelirdi. Çokça kullanılır bu sözler özellikle dizilerde. Sürekli kullanılıp klişe halini alınca sanırım benim için tutulmayan sözler ve birini geçiştirmek için umursamadan söylenen sözler gibi değerini yitirmişti, içi boş hale gelmişti. Çünkü tabiî ki derin anlamlar taşıdığını biliyordum ama şimdiki gibi söyleyenin acısını içimde hissetmiyordum. Ben daha yeni yeni başladım bazı lafları gerçekten idrak etmeye.

“Hayat böyledir, hayat şöyledir.”

“Ah bu hayat adamı….”    diye başlayan sözler ve insanların sürekli GERÇEK HAYATtan bahsetmeleri, ondan yakınmaları, tecrübe sahibi olduklarını ille de konuşmalarında göstermeleri, yaşanmışlıklardan bahsederkenki bakışları, duruşları, ses tonları, o büyük havaları beni hep rahatsız etmiştir. Tabii ki onlara hak veriyorum ama nedense onların bu halleri beni az da olsa gıcık ediyor. Sanki hayat beni onlar kadar incitmediği için küçümseniyorum. Ben de incindim ama benim yaşantılarım onlarınki kadar büyük olmayınca belki de bir önem taşımıyor. Biraz farklı bir konu olarak da küçükken yetişkinlerin “Keşke hiç büyümeseydim, hep çocuk kalsaydım.” gibi çocukluklarına özlemlerini gösteren laflarını duyunca çok etkilenirdim, gariptir bi de özenirdim. Bu şekilde konuşmak istemiyorum -bana nedense gülünçmüş gibi geliyor- ama sanırım büyüdükçe bazı şeyleri daha iyi anlamaya başladım. Bana çok geç anlamışım gibi geldi, çok geç kavrıyormuşum gibi hayatı. Herkese böyle mi oluyor? Ben de kendimi yaşıtlarımdan -kendime ve diğer herkese itiraf ediyorum- bir şeyleri anlamlandırma, akılcılık yönünden falan olsun daha üstün görüyordum, kendimi onlardan daha olgun sayıyordum. Biraz kibirliymişim. Az da olsa kibirli olduğumu hiç fark etmemiştim, hiç düşünmemiştim. Eksikliklerimi görünce boşuna kendimi diğerlerinden ileri ve büyük gördüğümü anladım. Bunu anlayınca da kendimi küçümsedim. Hafiften hayal kırıklığına da uğramış olabilirim. İnsanlar bana kendime güvenmemi söylüyor ama ben diğer insanlar tarafından nasıl hayal kırıklığına uğradıysam aynı zamanda kendi kendimi de hayal kırıklığına uğrattım. Bu durumda kendime güvenim nasıl gelişebilir? Kendime beni gururlandırması için nasıl izin verebilirim?

Nerden başlayıp nereye geldim, ne tasarlayıp ne yazdım. Bi şekilde konu değişti, dolandı nasıl oldu ben de anlamadım. Aslında bahsedeceğim daha fazla şey vardı gibime geliyor ama beynime birden bir durgunluk geldi. Kendimi anlatacağım diye koştur koştur bunları yazdım. Şu an kimse yazdıklarımı okumuyor ama bir an gelir de değer taşımaya başlar inşallah.

4 yorum:

  1. çocuk kalmak çocuksu kalmak daha iyi ya. büyümek büyümeye başlamak hiç hoş değil ki. gerçekten çok iyi ifade ediyon sen kendini yaa :)

    YanıtlaSil
  2. Sanırım :) ama benim bilme takıntım da en azından içimin çocuk kalmasına izin vermiyor.
    Bunu söylemene sevindim. :) Yazdıklarım eksik kalıyormuş gibi hissediyorum çünkü. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. belki yazdıkça gider o eksiklik hepsi ki hepimizde vardır bu his sanırım. bütün yazılarını okucam ki zamanla. yazarak bence çok iyi ifade ediyorsun. haykırarak yazdığın için olsa gerek. ben de buna yırtılırcasına yazmak diyom yaaa :)

      Sil
  3. Ahahah :) Çok teşekkür ederim. Yorumlarını bekliyor olacağım.

    YanıtlaSil