23 Haziran 2015 Salı

bu da böyle bir anı işte :D

Geçen sene lise son sınıfta arkadaşımın tavsiyesiyle biz kendi deyişimizle f4 tayfası tiyatroya gidip Cyrano de Bergerac oyununu izledik. Arkadaşım çok beğendiğini ve bizim de beğeneceğimizi düşündüğünü söylemişti gerçekten heyecanlı ve etkilenmiş bir biçimde. Cyrano de Bergerac'ı daha önce duymamıştım. Açıkçası en başta belki de Fransızca isim düzenini anlayamadığımdan dolayı karakterin kadın olduğun düşündüm ya da arkadaşın anlattığı başka bir oyunla karıştırdım. Neyse, gittik. Oyun, özellikle de başrol oyuncusu çok etkileyiciydi. Oyuncunun gerçekten hissederek, kendini karakterin kendisi sayarak oynadığını görebiliyordunuz. Ayrıca güzel de bir sesi vardı. Özellikle akşam sahneleri bana anlatılmak istenen anın havasını hissettirdi. Bir kere izledikten sonra bir de ailemle gittim, tekrar izledim. Nedense birden bire oyuncularla aramda bir bağ kurulmuş gibi oyundan sonra uzun süre özlem hissettim. Oyunun, sahnelerin, karakterlerin, hikayenin havasını özledim.
Asıl anlatmak istediğim kısma geliyorum. Oyundan o kadar etkilendikten sonra kitabını da okumak istedim. Okulda kütüphaneye gittiğimiz zamanlardan birinde aklıma geliverdi ve raflarda Cyrano de Bergerac'ı aramaya başladım, buldum da. Bir sandık dolusu altın bulmuş hazine avcısı kadar sevindim ve kimseye de kolay kolay veremedim kitabı ilk zamanlar. "Hayır! Ben aradım, ben buldum, önce ben okuyacağım." kafasındaydım. :D Oyunu tavsiye eden arkadaşımla dönüşlü olarak okuduk kitabı. Bizim için öyle bir değeri vardı ki, öyle bir sahiplenmiştik ki kitabı kütüphaneye geri bırakamıyorduk. Tabi başlarda ben görev ve sorumluluk düşüncesiyle arkadaşıma kitabı geri getirmesini, kütüphaneye bırakmamız gerektiğini söylüyordum, öyle hatırlıyorum. Sonra ben de vazgeçtim yani bir gün elbet geri verirdik. Bir kitaptan ayrılmak bu kadar zor olur mu? :D Milli eğitimin kitabıydı ve pek sağlam değildi. Kitap elimizde biraz yıprandı. Kimse de kolay kolay kütüphaneden alıp okumazdı onu ama yine de yıpratmış bir şekilde geri vermek istemedim, başka bir açıdan o kitapta bizim izlerimiz vardı. :) Dershanenin yakınlarındaki kitabevinde bir kez daha Cyrano de Bergerac'ı buldum. Bunu da yıpratmamak için sadece birkaç sayfasına göz gezdirdiğim kitabı bizim elimizde olanın yerine kütüphanedeki abiye geri verdik.
Biraz suçluluk duydum, çok az. Kuralların dışına çok çıkan birisi değilimdir ve küçük bir şey oysa da ilk defa böyle bir şey yapmıştım. Yine de sağlam dayanaklarım var. Birincisi; kitabı yıpratmıştık o vaziyette teslim etmektense yeni bir kitap vermek bence daha iyiydi. İkinci; kütüphaneden kitap alınıp okunuyor ama o kitabın alınacağını pek düşünmüyorum çünkü genelde ödev için alınıyor o kitaplar. Üçüncüsü; ben okula milli eğitimin kitabından daha sağlam ve hiç okunmamış bir kitap verdim.
Ha işte can alıcı nokta; benim elimde olan kütüphaneden aldığımız asıl kitabı bulamıyorum. :(

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder