11 Ağustos 2015 Salı

nedir?

Sigara içmeye başladım. Ne kadar bir yeniyetmenin hayata dair küçük ve hatta saçma deneyimini anlatıyormuş gibi görünse de yazım, öyle değil. Küçüklükten beri sigarayı sevmiyordum, sigara içenlere karşı ise bir önyargım varmış yavaş yavaş açığa çıktı kafamda. Annem de babam da sigara içiyordu sonra bazı sebeplerden ötürü babam bıraktı. Annemse hala devam ediyor. Bir ara çok söyledim bırakmasını, tepki gösterdim ama sonra bıraktım. Kişinin kendi istemesi gerekiyor, kendini hazırlaması gerekiyor. Ayrıca fazla tepki de ters tepebilirdi. Bende sigaraya karşı sert bir yargının oluşmasındaki büyük etken-şimdi başladıktan sonra bu etken daha mantıklı görünüyor- belki de abimdi. Abimden gördüğümü sergiliyordum belki de. Şu an sigara konusunda nasıl bir durumda o da benim gibi gizliden mi içiyor bilmiyorum. Arkadaş etkisiyle başlayanları az da olsa ve çaktırmadan da olsa küçümsüyordum. Benimki de arkadaşla oldu fakat bir hevesle değil. Evet, yakın arkadaşım içmeseydi hala içmiyor olabilirdim ama dediğim gibi hevesle başlamadım. Hayatımda bazı şeylerin istediğim gibi gitmemesi, benim istediğim gibi olamamam, aşk isteyip de aşk için yeterli cesareti gösterememem sonucundaki çöküntüm, çevremdekilerin başarılarını izleyerek kendimi kendi içimde bir kuyuya bırakmam falan bu ve saymadığım küçük de olsa daha birçok yaşantının sebep olduğu içimdeki buhrandan sıyrılıp iki nefes alma ihtiyacı... İşte bu nefesi de sigaradan alıyorum. Henüz bağımlı değilim. Evde risk alıp annemlerden uzak bir köşede bir nefes olsun çekiyim diye fırsat kollamıyorum, bir sigara içmezsem uyanamam demiyorum, okuldaki çevresi dumandan üstü başı ise kokusundan geçilmeyen tayfayla da takılmaya niyetli değilim. Sadece arkadaşıma eşlik ediyor ve bazende sigaradan yalnızlığıma eşlik etmesini bekliyorum. En çok dışarının görmediği, benim sakin sakin yerimde oturuyormuş gibi durduğum ama içimde ruhsal sıkışmalarımdan sızan karanlığı bastırmaya çalıştığım zamanlarda istiyorum.
Hayalliyorum, yalnızlığın derinliğine düştüğüm zamanlarda kendimi sigara içerken hayalliyorum. Bir kış günü soğuğun ortasında ya da sonbaharda yaprak dökümü zamanı...Hayır, bunları hayallediğimden emin değilim. Belki hayalimin bir unsuruydular, şimdi de aklıma üşüşmüş olabilirler. Ama şu net, kendimi hayalliyorum, çocukların parklara hücum edemediği saatlerde, havanın soğumaya başladığı mevsimde, günün eve koyulmam için acele etmeyebileceğim bir vaktinde, semtin yüksek bir yerinde ıssız bir parkta bir salıncağa oturmuş ayaklarım yerde hafifçe sallanırken sigaramı içer vaziyette, batarken yumurtanın sarısı gibi patlamakta olan güneşin ışınlarının sızdığı yaşamı, yaşantıyı, hayatı, gerçeği, acıyı, komediyi şöyle bir süzdüğümü hayalliyorum. Bir an uzaklaşıp yine kendime kapılıyorum. Ne kadar her bir insanın birden kahramanı olmayı arzuladğım olsa da küçüklüğümden, bilgisizliğimden, zayıflığımdan, korkaklığımdan bencilliğe tutunuyorum. Aşkı istiyorum. İçimde aşkı bulamıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder