2 Eylül 2015 Çarşamba

ıhımmmm...

Evde boş boş oturduğum zamanlar, engelleyemiyorum, aklım sürekli geçmişe gidiyor. Yaptığım hatalar, söyleyemediğim sözler, gıcık olduğum insanlar... Keşke Eternal Sunshine of the Spotless Mind'daki gibi istediğim anılarımı sildirebilseydim, hatta bazen hepsinden bile kurtulmak geliyor içimden. Bomboş kalıp tekrar daha güzel bir şekilde çocukluktaki ilgi ve merakla yeniden doldurmak istiyorum aklımı. Çocuklukta en çok kitaplarla ilgilendiğim zamana geri dönüp orda kalmak istiyorum. Sırt çantamı alıp tek başıma bilinmezliklere doğru yol almak istiyorum. Kendim keşfedip kendim gülüp kendim konuşmak istiyorum. Yok olmak istiyorum. Varken varken birden hiç olmamışçasına silinivermişçesine yok olmak... İz bırakmadan, gittiğim an hafızalardan silinerek... Takmamak istiyorum, insanları umursamamak, insanların söylediklerini, bakışlarını umursamadan tek başıma karakter olmak istiyorum.Gelecek tepkileri umursamadan konuşmak istiyorum. Bana sinir olanları, ben yanlış anlayanları, yanlış tanıyanları umursamadan eğlenmek istiyorum. Kendi kendime o kadar yetmek istiyorumki insanlar tarafından rahatsız edilmeyeyim. 
Her zaman böyle değilim tabi ama bazen her şeyi silmek isteyecek bir noktaya geliyorum. Sonra benim silinmem daha kolay geliyor, daha rahat bir çözüm olarak görünüyor. Ama bu silinmek uçurumdan atlamak gibi değil de daha çok küçülüp küçülüp aniden yok oluveren bir çizgifilm karakteri gibi. 




K drama White Christmas'taki karlı sahnelerde 
bir başka güzel geliyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder