25 Kasım 2015 Çarşamba

İnsan bir problem...
Hayatı boyunca kendini çözmeye çalışan
Kendi olur, "kendi" diye bir şey varsa ya da bazen başkası olur
Bilerek ya da bilmeyerek
Zamanla yapışır üstüne, seçmiş bulunduğu ya da seçmek zorunda kaldığı giysi
Hayatta çözülmesi en zor problem,
İnsanın kendisi
Çözmeye korkuyor musun,
Kafayı çözmeye mi taktın
Çözdükçe karışıyor mu
Yoksa çözülecek bir şey göremiyor musun
Belki de sen karıştırıyorsun iyice
Gerçekten bir sonuca varacak mı
Bir sonuç var mı
Yoksa bu düğümde kendini mi boğacaksın
                                                                                                       jihoo



HIM, Ville Valo :) 
Lise zamanı keşfetmiştim bu grubu ve bu adamı. :) Nasıl bir hayran olmuştum :D Baya bi takmıştım. Art arda albümlerini aldım, internetten hep haberlerine bakıyorum, konser görüntülerini, röportajları izliyorum... Ben böyle taktığım insanları baya bi araştırırım, kime ilgi duyuyorum, kime hayran olmaya başlıyorum. :) Boş bir şekilde değil, iyi bilmek, tanımak gerekir. Bazı görüntülerden dolayı, yaptıklarından dolayı uzaklaşmıştım, soğumuştum. Hatta dinlemeyi bile bırakmıştım. Tekrardan ne zaman başladım, tam hatırlamıyorum. Bir sene ya da bi kaç ay öncesi olabilir. Geri döndüm ve daha iyi anlamaya başladım şarkıları. Nasıl bırakmışım?
Bir insanın ne kadar tasvip etmediğiniz davranışları ya da yaşam şekli olsa da ruhunuza, kalbinize, içinizde sakladıklarınıza hitap ediyor, oralara ulaşıyor ya, dokunuyor o zaman bir şey yapamıyorsunuz. 
Bu adamın şarkılarında anlattıkları, röportajlarında verdiği cevaplar...
Adamı uzaktan tanıdığımı düşünüyorum. 
Şarkıları ondan kopmama engel oluyor. 
Kendimi yakın hissediyorum. 
Ben insanlar hakkında düşüncelerimi onların konuşma tarzlarına, sözlerine dayandırırım ve davranışlarına.
Birçok aşk şarkısında erkek ve kadın arasında kopukluk hissedilir. Evet, bu adam da o kopukluktan, kırılmadan dolayı bu şarkıları yazdı ama sanki kadınları karşıdan görmüyor. Sanki karşıdan değil, yanlarından bakıyor, yanı başlarından.
Ville Valo kafamda diğer erkeklerden uzak bir şekilde yer bulmuş bir erkek. 
Sanki bütün erkekler sizin karşınızda durur ama Ville Valo yanınızda olurmuş gibi, anlarmış gibi. 




Bence her samimiyetsizlik kötülük değil. Biz insanlar kendimizi gizlemek zorunda kalıyoruz. Aşkımızı, kırgınlıklarımızı, öfkemizi... Bir maske ardına gizlenmek zorunda bırakılıyoruz hepimiz. Hepimiz... Koruma mekanizmalarından biridir bu. Bu dünyada, bu yaşam alanında ayakta kalmanın, yürüyebilmenin gerektirdiği yollardan biri değil mi! Bulabilirseniz samimi olabileceğinizi hissettiğiniz insanlar o zaman kendinizi açarsınız. Ben anlamıyorum... 
Bir kişinin sözleri neredeyse iki sene boyunca hala nasıl üzerimde ağırlığını koruyabilir? Hala nasıl kafamda soru işaretlerine sebep olabilir? Keşke hiç tanımasaydım. Seni ben aramıştım. Yanlış kişiyi aramışım. Hiç beklediğim gibi gelmedin. Belki de iyi oldu böylesi.

Ellerimden tutup çekicekmiş gibi yapıp daha dibe bırakıverdin beni. Amacın bu değildi. Farkında da değilsin, her şeyi gördüğünü, anladığını sansan da. Merak ediyorum, hiç çıkmasaydın karşıma şimdi daha mı iyi olurdum diye. Olması gerekiyormuş diye düşünmeliyim ama, daha iyi. Beni yanlış gördün, yanlış yaklaştın bana. "Yanılıyorsun." bunu söyleyemedim. Aklımda hep bunu haykırıyorum sana, düşüncelerimin başında ya da sonunda.


Belki ben de samimiyetsizim, belki maskelerim var benim de ama ben insanları dinler ve sözlerini üzerimde taşırım.

2 yorum:

  1. Kendi kırgınlıklarımı gece gibi örterim.
    Bazen kendi kırgınlığımın üstünde o kırgınlıkla ilgelenemeyecek kadar bir yorgunluk çöküyor.
    Kendin olma meselesi her insan kendi olabilir ama farkında olmadan kendinden biride yaratmış olabilir.
    Çünkü bazen insanlar değişmek ve o kişi olmak istiyor belki de bunu bilmeden.beceremiyor.
    Sonra.iyice yabancılaşıyor.
    Güzel ve dokunaklı bir yazı yazmıssın..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, aynı öyle oluyor. :S Yaşadığım ya da gözlemlediğim şeyler...
      Teşekkür ederim. :/

      Sil