14 Ocak 2016 Perşembe

merhaba! :)

Kendimi tanıtırken insanlarn benden hoşlanmalarını sağlayacak şeyleri kendime saklama gibi bir inat beliriyor içimde bazen. Benden hoşlanmalarına izin verirsem, gerçek yüzlerini görememki. Öyle de oluyor zaten. Bakışlarındaki umursamazlığı, aşağılamayı bir de siz görseniz keşke; o zaman ne hisseder, ne düşünürdünüz? Ama yok hepimiz çok sevimliyiz değil mi? Önemli olan kusurları saklayarak yükselmek mi? Kusurlarınıza sarılın bi. Önemli olan içimizdeki dokuz kuyruklu tilkiyle kahramanlık mücadelesi vermemiz. Kazanır ya da kaybedersiniz, ama elinizde mücadeleniz vardır. Bu toplum akıntısına kapılıp sürklenmek mi yoksa rüzgarla dans etmek mi? İki dakika kendinizi bir kenara bırakın ve etrafınıza bakın. Sizler yaraları görünen insanlara yardım ederek kendinizi memnun etmeyi iyi biliyorsunuz. İyi, hoş... Ama yaraları gizli mücadele veren insanların üzerine basıyorsunuz. Biraz yakından baksanız benzerliklerinizi görürsünüz, kendinizin küçük yansılarını keşfetmekten mi korkuyorsunuz?
Mükemmeliyet istiyorsanız, bu ancak kandırmaca ve maskeyle olur. Fakat bu şekilde gün geçtikçe maskenin içindeki çürümeyecek mi?
Korkmayın.
Ortaya koyduğunuz bütün çabalarınızla kusurlu bir başyapıt olsun. Bir başyapıtın kusurları da sevilir.



GO ON AND HATE ON ME HATER
YEAH!


Ağzın sevdiğini söylüyor, davranışların nefret odaklı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder