21 Temmuz 2016 Perşembe

karşıma aldım, konuştum

İşi öğreneceksin ve emin adımlarla ayaklanmış bir heykel gibi yürüyeceksin sokaklarda. Öyleki sana büyümeni söyleyen öğretmen bile şaşıracak etkini görünce.
Herkes yalnız yürüyor kendi yolunda ve her zaman yanında bulacağın tek dostun sensin, bunun aksi bir yanılsamadır sadece.
Merak et. Keşfet. Keşfettiğini öğren ve öğrendiğini göster.
Geçmişin hayaletlerini bir bir gönder ait oldukları yere.
Kalbini kıranlara karşı ulaşılmaz ol, kalbini kazananlardan saklama kendini.
Sabret ve korkma denemekten.
Gözlerinde ay parıltısı olanlardan kaçırma gözlerini.
Vazgeçme sevmekten, hata yaparım, diye. Unutma seni sen olduğun için seven ve farklılığını kabul edenleri.
Artık geri çekme kendini, ait olduğun yer arkası değil. Öne at kendini, hakkettiğin fakat vaktinde yürümeye cesaret demediğin yolların var.



Beyonce'nin en sevdiğim şarkısı. Güç ve feminizm fışkırıyor bu şarkıdan. Beni kendime getiriyor bu şarkı. Eskiden American pop şarkılarını pek sevmezdim, kadını sex unsuru olarak ortaya attıkları ve daha çok erkek zevkine hizmet ettiğini düşündüğüm için. İtici gelirdi, bana hitap ediyormuş gibi hissetmezdim ve sinir olurdum. Pop şarkılardan sevdiğim tek tük şarkı olurdu. Yine pek bana göre değil pop kültürü ama şu an şarkı sözlerini daha iyi anladıkça içimdeki öfkeyi, kırgınlığı ya da daha başka karmaşık ve dışarı yansıtılamamış duyguları anlattığını fark ettim. Temsil edildiğimi hissettim, bana seslenildiğini duydum. Özellikle Beyonce ve Lady Gaga hakkındaki görüşlerimin köşeleri törpülendi diyebilirim. 
Kafamın karışmasına sebep olan bir konudur bu dünyanın kadınları ve feminizm. Ben küçüklüğümde, ergenliğimde cinsimiz aynı olmasına rağmen nedense kadınların arasına ait hissetmemiştim kendimi; aynı zamanda erkeklerden kanka yapan, erkeklerle daha iyi anlaşıyorum, diyen kızlardan da değildim. Kendimi bu iki gruba da uyduramamıştım. Zamanla fark ettim, kadınlar içinde feminizmi farklı şekillerde savunan kesimler var. Bu sebepten çocukluktan beri içimde adını bilmediğim zamanlarda bile feministlik vardı, bunu hissediyordum, karakterimde olan bir şeydi. 
Benim ilk zamanlardaki düşünceme sahip kadınlar bir erkek gibi rahat hareket eden bir kadına kötü gözle bakıyorlar. Ben gördüm ve isterimki herkes bir durup düşünsün. Batıda kadılar birbirlerini teşvik etmeye, birbirlerine sahip çıkmaya başladığını görüyorum sosyal medyada fakat bizler hala birbirimize tırnak ğeçirme peşindeyiz. Gözümüz de açılmıyor bir türlü: kendimizi aşağıya çekiyoruz. 
Kadının sex unsuru olarak kullanılmasına karşı olanlar feminizmi savunuyor fakat kadının bir erkek gibi bu konularda rahat ve kısıtlanamaz olmasından yana olanlar da feminizmi savunuyor.
O zaman, bu durumda, insanların farklılığını kabul etmek, birbirimizi anlamaya çalışmak ve saygı göstererek birbirimizin yanında olmamız değil midir? Erkek egemen "dünyasında" birbirimize destek olarak bir şeyleri değiştirebiliriz, birlik olarak kararlı durabiliriz ve bu birliğin içine bu dünya sisteminin kısıtlı anlayışından zarar görmüş herkesi katıyorum; çocuklar, eşcinseller vs. zayıf görülerek zarar verilmiş herkes. 

1 yorum:

  1. Biri elbette ya kadın ya da erkek. Ama o kadın ya da erkek olan birileri ille insan. İnsanı görebilsek... Kadının meta görülmesi çok rencide edici ve rastlamaktan hoşlanılmayan bir konu. Ben de hoşlanmam...

    YanıtlaSil