3 Ağustos 2016 Çarşamba

merhaba, ben insan

    Bu canavarlı, yaratıklı diziler ve filmler bana insanoğlunun içindeki karanlığı gerçeklikten uzak, günlük hayatın dışındaki seçeneklere atfederek içindeki en büyük korkudan kaçış olarak görünüyor. Korkuyorlar çünkü büyük sular işleyenler, acımasızlık gösterenler canavarlar değil; insanlar. İllaki bir canavar arayacaksanız kendi içinizdeki canavarı keşfe çıkınki zorundasınızdır zaten.
    Korkularınız siz kaçtıkça güçlenir. Üzerine gitmelisiniz. Karanlığınızın en derin köşesini belirleyinki farkındalıkla kontrol altına alabilesiniz. Kendi canavarınızı tanımazsanız, onu kontrol edemezsiniz.
    Karanlığınızı başkalarına yansıtarak kendinizi ak çıkaramazsınız.
    Hepimiz kendi karanlığımızla boğuşuyoruz. Siz de öyle yapmalısınız. Kendi karanlığınızı başkasının omuzlarına yüklemeye çalışarak yine kendi karanlığınıza ilerleyecek bir alan tanıyorsunuz; başkasında değil, kendi içinizde. İnkar ettiğiniz her dakika onu besliyorsunuz.
    Bana "ak masalı" anlatmayın. Ben canavarımla barışık yaşamaya niyetliyim. Onu saklamaya da çabalamıyorum; herkes görsün ve kendine göre tutum takınsın. Öte yandan sizler canavarlarınızı hapsedip sakladıkça onları vahşileştiriyorsunuz, daha yırtıcı hale getiriyorsunuz.
    Verin bana acılarımı. Canavar diye adlandırın beni. Bu canavar ruhunu ilim ve şiirle aydınlatıyor.
    Peki sizler?
    Aldanma ve kabul etmek istemediğiniz duygularınızla girdaba sürükleniyorsunuz.
    Hissetmiyor musunuz?

Akla kara karışmış
Algılarla oynanmış
Doğru yanlış bilinemezken
İmam canavarmış
Sapkını masum kalmış
 
                                  jihoo

13 yorum:

  1. sen kendini o kadar iyi ifade ediyorsun ki .)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tişkir idirim. :D Yanlış anlaşılmaktan o kadar korkuyorumki mecbur. :)

      Sil
  2. son yazıma da bi bak ama olur muuuu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahiiiyy. :) Gördüm şimdi, teşekkür ederim. Sevindirik oldum. Boyalı kuş. <3 Kocaman bir telatabi kucaklaması yolluyorum burdan. :D

      Sil
  3. akla kara ne zaman ayrıma bürünürse, canavarlarımızla ne zaman barışırsak dünya o zaman güzel olacak.

    YanıtlaSil
  4. Korkmak insanı uçuruma sürüklüyor bunu fark ettiğimden beri yeri gelirse uçurumdan atlayabileceğimi gösteriyorum ve bir bakmışım uçurum filan yok. Sadece bir gül bahçesi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bi kere denemiştim ve aynen sonucu dediğin gibiydi. Aslında bana doğru gelen de bu yöntem fakat sanırım çabuk yoruluyorum. Bu sebeple çabuk vazgeçiyorum. Daha kararlı olma gibi bir hedefim var ama. :D

      Sil
  5. SOndaki 5 dize, tüm yazının özeti gibi olmuş. Harikasınız. Her kötülüğün içinde bir iyilik, her iyiliğin içinde bir kötülük vardır derler ya. ZAman gösteriyor herşeyi, su yüzüne çıkartıyor. Elinize sağlık.
    Bu arada sizi tanımama ve takibe almama vesile olan Deep' e de teşekkür edeyim. İlginizi çekerse benim bloğuma da her zaman davetlisiniz. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. :) Deep sayesinde ben de anlaşılabileceğimi gördüm ve yeni bloggerlar da keşfettim, sağolsun. :)
      Evet, yakın zamanda bakmak isterim, sağolun.

      Sil
  6. Kendi karanlığımı aydınlatmam için üzerime benzin döküp yakmam lazım galiba :\

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün işkence hallerine, zorluğuna rağmen karanlığa düşmenin de bir güzelliği var gibi. O güzellik de karanlığın en dibine gittiğinizi düşündüğünüz anda beliriveren küçücük de olsa uzaklardan parlayan bi ışık hüzmesi oluyor. O ışığın verdiği rahatlamayı en büyük parlaklık vermiyor.
      Bir kere içimde ışığı buldum, tekrar karanlığa düştüm. Şimdi başka bir yolda, bu işkence anlarında bu sefer beklememin değil de ışığa doğru sabırla çalışarak ilerlemem gerektiğini biliyorum.
      Klişe bir laf ama en iyisini umut ederek çabalamaktan başka da çare yok. :)

      Sil
  7. kendimizde ki kusurları kabul edip etmemekle bazen siyaha bazende beyaza kaçar ruhumuz ama asla net olmaz bir grinin tam ortasındayız sanırım.

    YanıtlaSil