7 Eylül 2016 Çarşamba

Lyric

Lyric yanlış anlaşılmıştı. İnsanlar tarafından bencilce yargılanmıştı. İletişim yeteneği körelmiş biri olarak kuleye benzer fakat çok büyük olmayan taş bir binada bir kedi, bir köpek, karga ve baykuşuyla arkadaşlık ederek yaşıyordu. İnsanlardan daha iyi iletişim kuruyordu bu canlılarla.
Toplum üstü kapalı reddetmişti ilk önce. Sonrada başlarında plastik haleleriyle aşağılamıştı. Aslında oraya dönmeyi hiç istemiyordu ama buna mecburdu. Tembellik onu mutlu etmiyordu ve onun hedefleri vardı. Dört duvararasında yenilgiyi ve tüm dayatmaları kabul etmek istemiyordu.
İçinde potansiyel vardı ve başarıyı, her gün toplum içinde "önemli" rolü kesen birçok insandan daha çok hakkediyordu, biliyordu bunu.
Dışarıda ruhuna ve aklına hitap edebilecek, belki kalbine dokunabilecek insanlar olduğunu da biliyordu. O tek adımı atacak cesareti bulabilseydi. Üstelik kendi isteklerinden öte ona ihtiyacı olan insanlar da vardı dışarıda, henüz gözlerine bakıp ellerinden tutamasa da.
Geçmişin hayaletleri ve geleceğin korkusu Lyric'e uykusuz geceler yaşatıyor, uyuyamadıkça kendi karanlığına gömülüyor, her şeyden elini çektiği zamanlar oluyordu.
Bir geceyarısı kapısının posta gözünden atılan mektup Lyric'in aydınlığına giden yola ulaştıracaktı.
Mektupta şunlar yazıyordu:

Gel, senin gibiler için kurulmuş bir topluluğumuz var; rahatsız edilmeyeceğin ve aynı zamanda yalnız hissetmeyeceğin.


Mektubu okuduktan sonra fark etmişti ki kağıt vanilya kokuyordu.
O günden sonra Lyric'in macerası başladı.
Ertesi gün sabah beşte kapı zili çaldı. Lyric'e pek misafir gelmezdi, hele de saat beşte, daha gün ağarmamışken. Mutfaktan kaptığı bıçakla köpeğinin de korumasıyla kapıyı açtı. Karşısında siyah frak giyen uzun boylu iki adam vardı. Fakat bu da neydi böyle? Bu dönemde günlük yaşamda frak giyen adamlar mı?! Uyanamamıştı da fantazi mi kuruyordu yoksa? Çaktırmadan bacağını çimdikledi, sadece canı yanmıştı ve adamlar hala oldukları yerde duruyordu. Bir tanesi durduğu yerde parmak uçlarında hafifçe yükselip eski konumuna gelmişti dikkati çekmek isteyerek aynı zamanda boğazını da temizleyip kibar bir usülle açıklamalarını yaptı. Mektubunu aldığı topluluğun üyelerindendiler ve Lyric'i almak için gönderilmişlerdi. Lyric'ten hazırlanmasını ve kendilerinin eşliğinde topluluklarının mekanına teşrif etmesini rica ettiler.
Tüm bunlar Lyric'i afallatmıştı. Merakı adamlara itiraz etmesini engelliyordu. Şaşkın bir ifadeyle giyindikten sonra yavrularına veda etti ve çıkmadan önce olur ya, iki tane upuzun siyah frak giyen adamla nereye gittiğini bilmiyor, kendini korumak zorunda kalırsa diye genelde yastık altında sakladığı küçük bıçağını bağıyla beraber bacağına taktı.
Dışarı çıkıp siyah eski model arabayı görünce adamların aslına üç kişi olduğunu gördü, bir de şoför vardı. Arabanın arka koltuğunda iki adamın arasında yolculuk ederken kimseden ses çıkmıyordu. İçlerinden biri ön koltuğa geçse iyi olurdu aslında ama geçmemişti çünkü ön koltukta siyah bir Pug oturuyordu. Gergindi, buna rağmen dikiz aynasından arka koltukta oluşturdukları sıkışmış ve bozuntuya vermeyen üçlüyü görünce gülesi gelmişti.

                 jihoo

4 yorum:

  1. Öykünün başı galiba. Devamından sonra okudum. Çok ilginç :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, aklımdakileri toparlayıp bölüm bölüm de olsa bişiler ortaya çıkarmaya çalışıyorum, bakalım. :)

      Sil
  2. Simgeleştirilmiş anlatımlar var gibi geldi bana. Değişik bu yüzden. Gözlem sanırım. Yaşanmışlık var gibi biraz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kendimi soyulmuş gibi hissettim ;D :S :/

      Sil