6 Mayıs 2017 Cumartesi

anlatmaya çalıştım bendeki hali

Kalbim acıyor ve özlüyor fakat aynı zamanda da buz gibi bir hissi var. Soğuk ve kuru kalbim atarak kendini ısıtmaya çalışıyor. Bir noktaya varıyor ki benim mantıklı aklım hayal ve gerçeği, arzu ve sevgiyi ayırt edemiyor.
Erkeklere dayatılan rolleri taşımaya çalışmalarına sinir olurdum, hala da oluyorum sanırım. Kadınlara da roller dayatılıyor tabi. Fakat kadındaki isyan ve erkeğin kabullenici yapısını görmek erkeklik tanımını zihnimde ön plana çıkarmış olabilir ve tabii ki benim oedipus dönemini tamamlama şeklimden de kaynaklı. Freud'u seksist ve aşırı yanlı bulduğun için kitaplarına el atamamış psikanalize yönelememiştim fakat ben her şeyi öğrenmek isterim. Çok yönlü olmak, farklı açılardan bakabilmek benim için bir zevktir. Geçen gün Bakirelik Tabusu isimli kitabını alıp okumamla kendimde yarı iç görüyle hissettiğim bazı özellikleri kabul ettim. Bu kitapta Freud'a göre kadınlar oedipus dönemini - aslında kadınların yaşadığı elektra diye biliyorum ama kitapta sürekli oedipus diye bahsedildiği için ben de böyle devam ediyorum - üç farklı şekilde tamamlayabiliyor. Penis kıskançlığı - toplum değer ve yargılarının dayatmalarının büyük etkisi olduğunu düşünüyorum Freud bu noktaya değinmemiş ama - sonucu kadın erkeksi özelliklere yönelebiliyor ve bu lezbiyen olmaya kadar gidebiliyor, cinsellikten tamamen kopabiliyor ya da tam bir kadın modeli oluşturuyor. Ben bu dönemi ilk seçenekle bitirmişim. Farkındayım istediğim değere sahip olmak için büyürken erkeksi özellikleri giydiğimin ve şu var; erkeksiliği karakterimde hissediyorum. Üstelik hatırlayamıyorum kadınsı mıydım aslında ya da öze inince ben neyim, bilmiyorum. Androgynous olduğumu biliyorum; kadınsı ve erkeksi karakteristik özelliklerin eşit seviyede bireyde mevcut olması yani.
Şu var:
Biz kadınlar, toplumda hakkettiğimiz seviyeye ulaşmak gibi mükemmel bir amacın mücadelesini verirken biraz da kadınlığı unutuyor, kadınlıktan uzaklaşıyor, kadınlığımıza yabancılaşıyor ve onu inkar ediyoruz. Evet, erkeklerin dünyasında istediğimiz yere ulaşabilmek için büyük bir fedakarlıktı belki ama kadınları savunurken kadınlığın sağladığı uyumu bozuyoruz. Bunu yeniden kazanıp korumalıyız.
Ah! Doğru şekilde anlatmak neden bu kadar zor geliyor?
Ben kadının geleneksel rolünü kabul edemiyorum, bana çok kısıtlayıcı geliyor ama bu demek değil ki özgürlük için kadın kimliğimizi bastırmalıyız. Özgürlüğümüzün peşinden koşarken mutluluğumuzu feda ediyoruz. Buna o kadar gerek de yok halbuki.
Yine kapalı ve genel konuşmamı korumaya çalışarak anlatmak istediklerimi tam aktaramıyorum sanki. İnsanların saldırılarından, kalbimin incinmesinden korunmak için duygularımı sakladım, beni tam olarak yansıtmayan rolleri edindim. Daha iyi bir sonuç vermedi bu ve şunu da kabul etmem gerek her ne kadar uygulama konusunda kendime güvenemesem de kendinizi iyi anlatmak istiyorsanız kendinizi açmaktan sakınmamanız gerekiyor.
O yüzden:
Ben, feminist kanadına katılmasam da feminist değer ve düşüncelere sahip ben, eksik bir özgürlüğün peşinde olduğumu fark ediyor fakat yolumdan uygun bir çıkış bulamıyorum.
Bana büyü, dedi sevdiğim adam kadın ol, dedi ve bunları hayata katılmak için debelenen bir ruha yardım için söyledi. Bu çok acı olmak istediğim ve aradığım kişiyi tek vücutta karşımda bulmak ve ona ulaşacak duruma erişememek, o seviyede olmadığını bilmek. Böyle bir adam için kadın olmaya karar vermiştim, yıllar önce. İlk denemede başarılı olamadım. O karşıma çıktı. Amacını unutmuş olan ben, bütün hayal ve isteklerim maddeye kavuşmuş bir şekilde karşımda dururken iyice afalladım, yalpaladım.
Önümde sıkı sıkı sarılmam gereken planlı bir yolum var. Ödüle erişmenin garantisi olmasa da vazgeçemeyeceğim bir yol. Ne kadar hata yapsam, ne kadar düşsem, ne kadar yavaş ilerlesem de yürünecek bu yol. İlle de yürünecek!
Yoldayım, fakat bana bi sorun:
Nasıl büyünür biliyor muyum?
Kadınlık nedir biliyor muyum?

'Kadın' kelimesi nedense zihnimde hala içine girmeyi başaramadığım bir kavram. 21 yaşındayım, çoktandır çevremdeki yaşıtlarım kendinden kadın olarak bahsetmeye başlamışken kadın olmak benim için neden bu kadar zor?
Kadın... o kadar yabancı... bana ait değil... ait olamadığım...

İçimde tek bir kişi var, verdiği tüm acıya rağmen gittikçe her yerime nüfuz eden. Başarısız da olsam vazgeçemem.
Aşk çoğu kez meçhul değişkenlerin ortak yanılgısıdır ama aynı zamanda aşk, unutulan tanımıyla, seni büyüten ve kutsal olanın peşine düşüren yüce bir histir, güçtür, bağdır. Bağdır!
Yitirdiğim onca değerin arasında kutsallığa en yakın şeysin sen. Yetişmese de ellerim vazgeçemem.
Kutsal bir bağ kuruldu mu aşkla yürürsün o bağ boyunca ve aşk, başka kutsal bağlar kurar yoluna.

                                                                                                                                          ~ jihoo ~ 

4 yorum:

  1. 'Kadın' kelimesi nedense zihnimde hala içine girmeyi başaramadığım bir kavram. 21 yaşındayım, çoktandır çevremdeki yaşıtlarım kendinden kadın olarak bahsetmeye başlamışken kadın olmak benim için neden bu kadar zor? Kadın... o kadar yabancı... bana ait değil... ait olamadığım...
    Bu paragraf bana öyle yakın ki...Ben de yaşadım bu duyguları.Kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
  2. aman tanrı bizi aşktan korusuuuun yaaa :)

    YanıtlaSil