26 Ağustos 2017 Cumartesi

oku!sorgula!bak!gözlemle!yaz ve haykır!

resim penny dreadful'dan

   Hayat iyice basmaya başladı bana. Çocukluktan beri sezip anladığım fakat buna rağmen ağızdan çıkarılıp söylenmeyen gerçekler... Saklı tutulan fısıltılar... Siyah sohbetler... İnsanlar, ağızlarını siyah sohbetlerin zehriyle kirletmekten değil de gerçeğin beyazıyla temizlemekten korkuyor. Söylenilmeyen onca gerçek, gözlerden daha yakıcı bir acıyla fışkırıyor. Her ne kadar bükülse de ağız yukarı doğru, kısılsa da gözler yay gibi, yüz pamuğumsu bir hal alsa da gözlerden ince keskin bir ışın geçti mi hissediyorsunuz bir yanlış olduğunu. Güvenmek miydi yanlış olan yoksa ruhunu satmak mı?
   İnsan, maskenin ardındaki gölgeye ne kadar sinerse renkleri o kadar bulanır siyaha ve siyah, gittikçe yapışkan bir hal alır. Zamanla zifte dönüşür, katılaşır. Oyunlar alışkanlık haline geldiğindeyse iyi-kötü, doğru-yanlış, gerçek-yalan biner üst üste. Yalanın ardına sığınan insan korku sebebidir çünkü bir süre sonra kendisi bile gerçeği unutur, bilinmezlere karışır ve insanın bilemediği bir şeyden korkması doğaldır.
   Fakat bu akıllı hayvan, insan, sürekli mantıksızlığa düşüyor. Neden gerçeklerden bu kadar korkuyor ve yalanlara bu kadar tapıyorlar? Yalanı öğrenen insan, aşina oldu ona, kendini bile kandırdı. Gerçeği unuttu ve tanıyamaz hale geldi. Gerçeği bilemeyen insan, gerçekten korkuyor da arayıp da mı bulamıyor?
   Peki neden gerçeğin peşine düşen insanlar, gerçeği daha acı olan insanlar oluyor? Bu insanlar gerçekten korkmuyorlar da siz küçük insanlar, bu kadar korktuğunuz şey kendiniz misiniz yoksa? Kendinize bile yabancı oldunuz ve yüzleşmekten mi korkuyorsunuz?


evanescence - going under



penny dreadful final başlangıcı


2 yorum: