17 Şubat 2018 Cumartesi

ince bir silüet - saklanan çizimler

   İsminin Luna olduğunu öğrendiğim terzi kadın tasarım dosyama yine gülümseyerek baktı. Sayfaları yavaşça çevirirken her bir çizime dikkatle baktı. Bazısında kaşları kalktı, bazısında tebessüm etti. Orta kısımlarda bir sene önce yaptığım tasarıma gelince yüzü ciddileşti. Kaşları çatılmış bir şekilde çizimi incelemeye dalmıştı. Bu durum benim biraz gerilmeme sebep oldu; çizimim o kadar kötü olamazdı,yanlış bir şey mi vardı, son tasarımlarımın çizim tekniği daha gelişmiş olduğundan en güvendiğim ve beğendiğim parçalardandı fakat bu tepki de neydi böyle?

'' Bu elbiseyi ne zaman çizdin?'' diye sordu Luna.

'' Geçen sene nisanın 14'ünde 18'ime girdiğim gece ilham gelmişti ve aklıma gelen hiç bir ayrıntıyı kaçırmamak için aceleyle çizmiştim.'' dedim. Artık 19 yaşındaydım, fazlaca yaşlı hissetsem de hala ciddiye alınmıyordum. Bir gün tasarımlarımın hakkettiğim saygıyı bana kazandırmasını ümit ediyorum. Düşüncelerim Luna'nın kadifemsi sesiyle bölündü:

- Benim ailemin kadınları nesillerdir terzilik yapmakta. Terziliği ilk öğrenen anneannemin teyzesi yanında çalıştığı büyük ustadan el almıştır. Bu ustanın çizimleri de nesillerdir özel dosyalarda saklanmakta. Senin bu çizimin onun tarzına çok benziyor. Gel, sana göstermek istiyorum.

Helen Beatrix Potter 1866–1943
Helen Beatrix Potter 1866–1943
Bunu söylerken el hareketiyle de onu takip etmemi belirtti. Perdeyle örtülmüş aralıktan geçip dükkanın arka tarafına ulaştık. Karanlık bir ortamdı. Işığı yaktığında uzayıp giden bir koridorda bulunduğumuzu gördüm.Koridordan ilerledik ve merdivenden aşağı indik. Hemen bitimindeki ahşap kapıyı boynunda kolye olarak taşıdığı anahtarla açtı. İçeriye ilk o girdi ve hızlı adımlarla tam karşıdaki pencerenin perdelerini açtı. Birden içeriye hücum eden gün ışığı gözlerimi yakmıştı. İki yandaki duvarlar boydan boya ahşap çekmecelerle kaplıydı ve üzerlerinde isim ile yıl etiketleri vardı. Pencere tarafında sağ üst köşeye yakın çekmecelerden birini çekti, kahverengi dosya içinde deri kaplı bir defter çıkardı. Kapı tarafındaki koca şifoniyerin çekmecesinden aldığı bir çift eldiveni eline geçirdi, bir de büyük bir cımbız kaptı. Defteri dosyanın içinden özenle çıkardı. Sayfalarını yavaşça cımbızla çevirdi. Karakalemle çizilmiş bazı tasarımların silikleştiği çarptı gözüme. Tam o sırada Luna ''Silikleşen tasarımların mürekkeple çıkarılan aynı şekilde korunan kopyaları var.'' diye açıklama yaptı. Mürekkeple karakalemin üzerinden geçildiği bir tasarımda durdu terzi. Keskin hatları benim çizimimde kullandığım tarzla aynıydı, üzerinde yapışık duran kumaş benim kullanmayı hayal ettiği kumaştı. O dönem için gösterişli, benim dönemim içinse alımlı görünüyordu, biraz da eski moda kaçıyordu.
Bu iki tasarımın bu kadar benzemesinin sebebi neydi? Fikrimin önceden kullanılmış olması beni üzmüştü. Acaba bir yerde mi görmüştüm de hafızama kazınmıştı? Fakat birden aklıma gelmişti oysaki bu fikir. Üstelik özenle korunarak saklanan bu tasarımı nerede görmüş olabilirdim ki? 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder