20 Şubat 2018 Salı

what am i gonna do

''Bir kurtuluş olmalı!'' diye şakıyor sokaktaki kuş, sonra birden susuyor. Umut gibi bir ötüyor, bir sessizlik.
   Gözüm de seyirmeye başladı üstelik. Durup durup kasılıyor yüzüm. Gitme isteğim hiç geçmedi. Gitme umudumsa günden güne soluyor. Yaşam sevincim çoktandır söndürmüştü ışığını. Dilim düğümlendi kimine, ellerim kenetlendi. Dışarıya sızmayan her bilgi yargı getirdi. Durgunum; yabancıyım balıkların kıpırtısına, ardı ardına uzatılan susamış dillere, suyun ferahlığını arayan ellere... Kalbim artık ''Gel, gel!'' diye atıyor. Gelen yok tabi, yalnızca artan korkular...Açık camlarda dumanlı nefesler... Gökte yıldızları izliyorum, İnanamıyorum bu kadar güzel parlayabileceğine. Bu romantizm sevdası nedir, yüzü güldürmüyor ki dünya?
   Yalnızlığı tercih ederdim lakin artık takatim kalmadı. Muhtaç olmayı sevmiyorum fakat artık bastıramayacağım kadar duyuyorum ihtiyacı. Ben de isterdim gururla haykırabilmeyi ''Tek başıma başardım!'' diye; belli ki ben beceremiyorum desteksiz yürümeyi. Adımlarımı şaşırıyorum ve zamanla dizlerimin üstüne çöküyorum.
Anlamıyorum. Kafamda tekrarlanan sesleri, içine sıkıştığım bu duvarı hakkettiğimi sanmıyorum.

   Senelerce bekledim. Bir şeyin olmasını bekledim. ''Bir şeyin'' olmasını bekledim. Olsunki hayatım renklensin. Olmadı ve her yılla beraber hayatım renksizleşti, kurudu, acı tat vermeye başladı. Bir insan çiçek açmadan kaç bahar geçirebilir? Yine bir bahar yaklaşıyor. Umutsuzum. Dayanamıyorum artık hayatıma. Hayat, beni yok mu sayıyorsun yoksa adım ömür boyu acı çekecekler listesine mi yazıldı? Toparlanmak için bir mola yok mu? Ama ihtiyacın varken ihtiyacın olana erişemezsin ki zaten; hayat kanunu böyle. Yorgunum, çok yorgunum, insanlarla konuşacak halim yok.
   Neden gelmiyorsunuz? Ne kadar devam etmek zorunda da kalsam düşünmeden edemiyorum işte. Her ihtimal yanılgısında umut parlıyor ufacık da olsa ve acıyla yakarak sönüyor tekrar.
   Hiç mi insaf eden bir varlık yok, hiç mi adaleti sağlayacak güç, hiç mi ihtiyacı görecek göz, halden, dertten anlayacak zihniyet yok? Tanrı nerede?
Neden aradıklarımı bulamıyorum?
   Ben bunu ceza olarak görmüyorum çünkü böyle bir şeyi hakkettiğimi düşünmüyorum. Yani hangi sefam, hangi anlaşılmamış hatam, hangi burnu kalkıklık, hangi kulak asmama, hangi gözardı ediş, hangi tenezzül etmeme, hangi yok sayma, hangi dogmatizm, hangi göz kaçırma... bu kadar büyüktü? Bunlardan hangisiydi suçlanacak olan?
   Nerede kaybettim yaşam sevincimi... çok uzaklardaydı. Yine de çabalamadım mı? İnanmak istemedim mi?
Kontrol etmekten yükümlü, kontrolü kaybetmesi gerekli ben, hangisini başarabilirdim ki?


lady gaga - million reasons


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder