5 Ocak 2019 Cumartesi

Dışa Yolculuk - Virginia Woolf

   An itibariyle Virginia Woolf'un Dışa Yolculuk adlı romanını bitirmiş bulunuyorum. Yeni aldığım kitapların heyecanıyla okumama hız katmıştım. Hız kattığım da iyi olmuş aslında çünkü son üç bölüm baya zorlu geçti. Ama bu kısma gelmeden önce baştan anlatayım kitabın konusunu.
virginia woolf dışa yolculuk kırmızı kedi ile ilgili görsel sonucu   24 yaşına kadar babasının ve halalarının gözetiminde dış dünyadan aşırı korunarak büyütülen bir genç kadın; Rachel, ana karakterimiz. Roman bir gemi yolculuğuyla başlıyor. Öyle güzel anlatılıyor ki bu gemi yolculuğu, yolcuların günlerdir denizde vakit geçirmekten dolayı hissettikleri ve deneyimledikleri nahoş durumları siz de neredeyse bire bir hissediyorsunuz. Rachel bu yolculukta akrabaları Mr. ve Mrs. Ambrose'la ve babasıyla beraberdi. Daha sonra aralarına Mr. ve Mrs. Dallowayler katılıyor. Kadının zarafetinden ve kocasından etkileniyor. Cinsellikten bir haber yetiştirilen bu genç kadın, adamın kendine hakim olamayıp onu öpmesinden aşırı etkileniyor. Bir anlam vermeye çabalıyor. Dallowayler gittikten sonra yaşadığı olayı Mrs. Ambrose olan Helen'e açıyor. Helen bu kadar korunaklı büyütülen ve erkek ve kadın arasındaki cinsel arzudan haberi olmayan bu genç kadını bir süre yanına alarak eğitebileceğini düşünür. Erkek kardeşinin yabancı bir ülkedeki villasına giden Mr. ve Mrs. Ambroselar böylece Rachel'ı yanlarına alırlar. Müziğe ilgili ve yetenekli olan Rachel burada da zamanının çoğunu piyano çalarak ve kitap okumaya çalışarak geçirir. Helen'le birlikte akşamları insan içine inerek yerli halkı izlerler ve hayata göz atarlar. Bu gezilerden birinde büyük pencerelerden birinden bir otelin içerisindeki insanları gözetlerken yakalanırlar. "İki kadın." der bir ses ve korkan kadınlarımız ortamdan kaçarlar. Sonradan tanıdığı bir ahbabıyla karşılaşan Mr. Ambrose vesilesiyle oteldeki birkaç kişinin de katıldığı bir doğa gezisine davet edilir Rachel ve Helen. Rachel'ın insanlarla kaynaşabileceği iyi bir fırsat olduğunu düşünen Helen daveti kabul eder. Tanıştıktan ve sohbeti biraz ilerlettikten sonra öğrenirlerki o gün onları otelin penceresinde yakalayan kişi Mr. Hirst'tür. Mr. Hirst aşırı gelişmiş zekasıyla ve insanlarla nasıl iletişim kuracağını bilememesiyle aslında dizi ve romanlarda sürekli karşımıza çıkan dıştan acı içten tatlı karakterlerimizdendir. Arkadaşı Mr. Hewet ise daha yumuşak tavırlı ve sosyal bir insandır. İnsan içinde sessiz kalan Rachel'ın tüm bu insanlar arasında rahat hissettiği ve konuşabildiği kişi Mr. Hewet olur. Zamanla ve bütün mücadelelerine rağmen birbirlerine aşık olduklarını kabul ederler. Birbirlerine zar zor açılan bu gençler yaşadıkları duyguların kafa karışıklığı içerisinde nişanlanırlar, daha fazla vakti birlikte geçirirler. Sonrasında işte o kısma geliyoruz...
   Ben bu kitabı aşk romanı olarak varsaymıştım. Hatta bu yazıyı yazarkende en iyi üç aşk romanı arasına koyduğumdan falan bahsederim diye aklımdan geçirmiştim. Fakat yo, artık o şekilde görmüyorum. Zaten aşkı anlatışı da aşk romanlarındaki o tutkulu dille olmamıştır ve ben zaten aşkı anlattığını düşünerek yanılmışımdır aslında. Bu roman hayattan bir kesittir. Hayatı anlatır. Öyleki bunu en iyi şuradan anlarız; romanın devamında Rachel ağır hastalığa yakalanır, yataklara düşer. Çevresindeki herkes bir bilinmezin içinde günlerce onu iyi etmek amacıyla ellerinden geleni yapmak için koştururlar. Bir insanın böyle bir anda yaşayabileceği bütün gelgitleri ve bunalımları çok güzel şekilde anlatmıştır Virginia Woolf. Gerçek hayatta bu tür zor zamanların içine giremeyen ben işte romanda böyle bir durumun yakıcılığını duyumsadım. Rachel kurtulamaz. Daha yeni nişanlanan ve önünde yaşayacakları çok hikaye olan bu iki aşıktan biri birdenbire ortaya çıkan bir değişimle ölür ve bu insanın yüzüne bir kova dolusu soğuk su gibi çarpılır. Aynı hayat gibi. Ve devamında buna rağmen hayatın normal seyrinde devam ettiğini de yansıtmıştır Virginia Woolf. Bu ölüm haberini alan oteldeki diğer insanların nasıl üzüldüğünü ve zamanla nasıl ufak ufak tekrar hayatın içine çekildiklerini tasvir etmiştir.
   Bu kitap bir hayatı yaşayan insanları anlatıyor.
   Virginia Woolf'a saygılar. Mahzun kaşlarının altındaki bakışlarıyla içimde hep bir şefkat ve anlama arzusu uyandırıyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder